26 Nisan 2008 Cumartesi

Semsiye


Sonrakini soruyor bana.Beğenmediği sebeplerden bir kolye yapılabilir.

Renklerden anladığını daha once de düşünmemiştim.

“renk gibi düşün” diyorum “kırmızı ile yeşil birlikte olmaz”

Bana bakarken gözleri balon gibi şişiyor şu anda.

“Ama pekala bayrak olabiliyor” diyor. Ellerimin içi ıslakken filleri düşüniyorum . Peçetelerden çıkan büyük filler. Geçen 2 sn dikkatimi ve cesaretimi toplamam için yeterli.

“ Ortada aşkımızın ülkesi diye bişi yok. Hem ben sana bayrak dikmeyi de istemiyorum” gülümsedim bile...

Kolye kopuyor. Tahmin edilemez hareketler şenliği onun ki. “Kullanılmaktan” kapıyı açıyor. Birkez daha buna nasıl izin verdiğinden hayıflanıyor.

Zaten çok fazla ikinci el fikri vardı.

Halen şiddetle konuda saplanıp kalıyor. Düşünceleri,kurgusu anlattıklarında garip bir uyum var ancak beni etkilemiyor.

“dengesiz birisisin “ diyor. Günün tek doğru tespiti.

Bir anda aşağı doğru iplerden inerek salınan çinli akrobatlar hayal ediyorum. Gökten konfetiler yağıyor ve ona plaket veriyorlar.

Basit bir kural; tartışmada gülme. Sonra aklımdan geçen herşeyi bir anda toparlıyor ve anlatırken kahveleri ve altındaki tepsileri masanın üstünden fırlatarak ortaya seriyorum. En parla olanları bize uyanlar ve en renkli olanları ise alaksız mefruşat...

Renklerden anlamadığına halen bir şüphem yok maalesef.

“bu beraberliği beğenmiyorum” dan hemen sonra “galiba başka biri var” dedim.

Şimdi bu “galiba” da nerden çıktı.

“ Var mı Yok mu?” dediğinde başımı öne eğiyorum. Bu kasvet ve taklit dolu kasablanka sahnesinden sonra susuyor.

Kim olduğu nu öğrenmek için suskunluğuna ara verip, ısrar ederken sekreterim olan zeynep hanımı ağzımdan kaçırıyorum. O kadar da önemli diil,gerçek olmadığına ne kadar da sevindim.

Eski kurala atfedilir : gülmek size ayrı ,varoş,düzenbaz, daha da kötüsü alçak bi hava katar.

Duysa zeynep hanım derimi yüzer tuz basardı eminim. Telefonlarımı açmaz,gelenleride bağlamazdı,fax larıda almaz dı herhalde,çay getirmezdi,kahve yapmazdı, artık fal da baktıramazdım.

Sekreteriyle yatan yazısını kendi yazar...Hiç unutmam.

Mini etek ve uzun bacaklar şu an gözümün önünde. Benden önce gelen,oturdugundan göremediğim bu ayrıntı belkide fırtınayı önceden sezmiştir.

Peki bu şemsiyesi onu koruyacak mı?

Dikkatim ruh halimle kolayca dağılacak gibi; onun isteyeceği libidomun sıfırla boğuşması yetmez mi?

Ozaman bi fahişe gibi ilişmeli mi iyi sözlerle ayrılırken? Biraz acıma olmalı mı? Herkes mutlu günlerle mi elinde olanları kazandı? karşımdaki diil. Yoksa ilk erkek arkadaşıyla evlenir bir beş sağa bir beş sola doğurur ve basket takımlarıyla mutlu olurlardı.

Kanım beynime hücum ederken biliyorum. Sabırlı anlatımlarda zorlanıyorum. Yüzümün dizginlerini elime alırken doyasıya kırbaçlıyorum kaslarımı.

Ve şimdi o şemsiyeyi kapatma vakti. Hemen şimdi kapatmalı.

Bu global kahvecimizden evine gidiyoruz. Eteği bacakları ve ikisinin ortak kankası kalçası da beraber geliyorlar. Hayat böyle işte.

Komik bir oda dizaynı ,aynı elimdeki gibi.

Daha komik gelmesi için bir duman daha al.

Sessizce “ mucize gerekiyor bence bu ruzgar ve hortumdan o şemsiyeyle kurtulmak için “ ...

Kendi kendine konuşuyorsan bir duman daha al.

Bu klişe ego santrik her dalga geçişimle yuttuğum fırtınayı geğiriyorum. Bu benim için bir güç oyunu veya bu belli etmek için debeleniyorum.

Makinemizin yapabilecekleri aşk,ev işleri ve sex le sınırlı. Ayrıca işe gidebilir,sadık kalabilir ve sürprizler üretebilir. Üzülerek : mucizeler kesinlike servis dışıdır.

Gözlerimin içine bakıyor gene ağlamaklı,aslına bakarsa moralim dibe çöküyor ayaklarına beton bi kalıpla birlikte. Ancak mafyavari devam etmek gerekirse , artık yalandan kbirt çöpleriyle yapılan bu ev başımıza yıkılırken birileri son kahvaltı için bu yumurtaları kırmalı biris ellerini kirletmeli. Gel – Git lerin mmodası seçenekler artalı geçti. Facebook her alışkanlığı güncelleştirdi ve cep telefonu yalnız lar için artık hep bir yerlerimizde.

Söyleyeceklerinize inanmıyorsanız bir duman daha al.

Ayrıldıktan sonra geçecek berduş zamanlarınız için bir daha, her yağmurla canı acıyan biri olarak,bu pencereden yüzerek uzaklaşmak için bir tane daha. Havada ki cinsellikten başka soluyacak kalmayana , geri kalanları da yok edene ,hatta ; ertesi gün bunu yapmadığına pişman olasıya dek. Bütün hepsini düşününce, seni aradıgında cep telefonunu açmayacagını bilerek, açsanda içinin buzları cehennemde yanarak buharlaşıcağından bi tane daha, doğum günündeki attığı mesaja cevap veremediğinde ,gardrobunda hediyesini gördüğünde ve onu giyip her yeni bir yere gittiğinde ki ruh halini düşündüğünde birer duman al.

Massive attack çalıyor.

“ Kendimizden geçsek,onlarda insek” yumurtladı bu don juan.

Halen gözgöze gelişimiz en melodram dakikalar benim için. Sarıldıgında da ....

Biliyorum tanıdık olmayan bi yol geliyor ona. Yabancı bir otobüs için cüretlice bilet alışındaki planı bu diil di eminim.

İçi boş hayaller maskeliyor ve pazarlıyorsanız komik tir bu ahlak düşkünleri için.

Elimi tutanlar için hep bir tepkim oldu,ancak saymayı kestiğimden beri özel çabalarım kendisini zamana bırakıverdi.

Yüzerek uzaklaşmayı düşünürken evinden,şemsiyesi ilgimi çeken ve geceyi sürükleyen yegane objeydi.

Ve sadece ölü balıklar akıntıyla yüzerdi.

5 Nisan 2008 Cumartesi

Denizler ve Aşıklar






Kaybetmek,şehvetle elinde tuttuklarını veya kazanmak istediklerini…

Istırap,keder ve acı…

Bütün bunlar birer Hollywood filmi öğeleri gibi gelse de bunu yaşamak hiç filmlerdeki kadar sürükleyici diil.


Ne olduğunu ne olacağını bilmek kimseye huzur verir miydi bilinmez,ancak basma kalıp her sohbet derman olmayınca, arkadaşlarla da görüşesi gelmiyor insanın. Toplu taşım araçlarındaki sevgililere pis pis bakarken buluyorum kendimi. Vücud uzuvlarıma takıyorum sonra, aşk filmleri izliyorum. Kim bilir kaç kere baştan sonra senaryasunu gözü kapalı yazabileceğim filmlerde anlam buluyorum. Araba sürerken ağlama krizine giriyor 4 lüleri yakıyorum. Toplantıda,iş görüşmelerinde müşterilerle kouşurken onun ve benim adımın her iki yanında olduğu kalbin içinden ok geçiriyorum ve kan akıtmıyor sıçratmıyorum hiçbir yere… Başka birisiyle görmeye hazırlanıyorum onu,sonsuza kabil dolaşıyorum etrafta,boş gözlerle…Sonra garip yabancıların metropolitanında eski sözlerden,alıntılardan afişler asıyorum,gece mavisi ve kırmızı neon renkli “kaybettiğiniz kadar özgürsünüz” oradaki gökdelene, “aşkın ve nefretin olmadığı yerlerde kadınlar vasattır” yazıyorum. Bunu da hemen kadın ayakkabıcısının girişindeki pankartla değiştiriyorum.

Kaybettiğimi aşağılıyorum onu sıradanlaştırıyorum. Acımı paylaşarak normalleştiriyorum. Herkesin böyle hissetmesini satıcıların gelen müşterilere somurtkan yüzlerini ,onlarla ilgilenmemesini istiyorum.

Bugün,bu hafta,bu yıl milli yas ilan edilmeli…

Ta ki yeni birisine ilgi duyanabilene,bu ateşi başka bir bedende diil,başka bir kalpte söndürebileceğimi düşününe kadar.

“bir öğrenci” dediğimde yüzüme anlamsız bakan bu kız…

Her ne kadar yeni ayrılmasamda eğer eski kız arkadaşımın ismi normal ve yazın çok kullanılan bir isim olmasa işim daha kolay olurdu belki. Bu isim öğle bir isimki tatil beldelerinde olmazsa olmaz. İnsanları sürekli onla ilgili bir eylem yapması, onunla ilgili eczane,cafe vs isimleri olması…Hatırlamamak için elimden geleni yaptım..İlk günler sahile gitmedim mesela,yanında güneşlenmedim.İlk ay geçtiğinde başka birisi bile oldu ancak her aktivitenin bana onu hatırlatması zavallıma onun adıyla seslenmeme yol açtı…

Romantik filmlerin kurbanına yol açın…

İşte böyle anların kötü bir Dj geçişleriyle artarda geldiğinde ,bütün o ıstırapla yeni dramaların uyumsuzluğu beyninizde öyle bir tınıyor ki,acıyı unutmak imkansızlaşıyor. Alkol veya göz kızartıcı ne kullanırsanız kullanın,gözlerinizin bebekleri ne derece iğne deliği gibi olursa olsun,perçimliyor..Üstüne bir tuğla daha koyuyor.Bir line daha alıyorsunuz. Duvar öyle yükseliyorki gündelik hayata geçmek için her uğraşınızda yoruluyor ve uyuya kalıyorsunuz yanında..Tek sorun her bir tuğla ağlıyor,bir şeyler anlatıyor…

Yerim o kadar arkadaki nerdeyse bu iki sevgilinin yanına oturtacaklarmış beni.. ve öğle için fazla kalabalık bu salon,cumartesi için bile.


Her sabah yıktığınız duvar daha yüksek orda durursa daha ne yapabilirsiniz. Peki uyandığınızda ellerinizi tuğla ları düzenlerken bulsaydınız…

Aklımızın tanrısına giden bir yol var,ancak şeytanına giden binlerce…

Öpüşen bir çift ten başka ne isteyebilirim bilmiyorum ve hiçte ilacım gibi durmuyorlar…

Bayılmamak için yapabilecekler hızlı nefes almak veya yüze su çarpmak derler,sonrası için kolonya yanlış bir seçim..madem sonrasında metanol alamıyorum o zaman hemen etanol e devam edip güzel bir % si olan bir burbon seçebilirim.

“beyefendi çok sarhoşsunuz,rahatsız oluyorlar” diyor.

Sevgililer rahatsız olmuş,normal zira dünya etraflarında dönüyor.

3 buz,ve mümkün olabildiğince double olmalı.

Alkollü dilim,sadece fazla mayalı içecekler bana sarhoş havası veriyor diyorum

13:11 den 13:17 ye kadar bitiyor barda.

Alkol koktuğumu ekliyor.

Kız ardaşımı arıyorum,ona saçma sapan bir randevu veriyorum,konuşmamız gerektiğini söylüyorum.

Badem ve konyak süper iyi gider,ve bu takım elbise,cumartesi öğlene kadar çalışan yorgun birine cep konyağı taşıma inceliğini gösteriyor.

Ceplerimde konyak ve badem var,şimdi miskette oynasam ne güzel olur. Bir baş seçerim ve o baş benim olur. Vurmam hatta vurdurmamak için tek başına oynarım. Bir çocuk aklı için kazanan olmak iyi ve süregelebilir de.

Çıkıyorum,kahve ısmarlama şartımı kabul ediyor. Kahve alamaz durumda mıyım? Bana kalırsa bu aklımla gömleğimin düğmeleriyle başa çıkamam…

Rakı ve viski karıştıklarında garip bir aroma tadı veriyorlar..Hele alkollü oluşunuzun verdiği özgüvene barmen in şaşkın ve gülen bakışlarıda eklenince bir Napolyon havası alıyor iştahınız ve bulunduğunuz bar Josephine in boynundan alınan eşsiz öpücükler deki hazzı satıyor size..

Taxi ye binmem gerektiğini söylemem gerek ve taxi yi yönledirmemde…

Ne kadar kazandığını soruyorum taxi ciye…Normal ve bir miktarla geri dönüyor.İşimi soruyor:

“Ben istediklerimi kaybediyorum.Bunu profosyonelce yapıyor ve geri kazanmak için bir şeyler yapmıyorum çünkü kaybedersem öğrenebiliyorum.” diyemiyorum.

“Finansal danışmanlık…”


Sayılarla arasının iyi olmadığını söylüyor. Ona kalırsa bir sahil kasabasına taşınırmış…

İşte geliyor. Hepsi vurur sonuncusu öldürür.

Deniz den para kazanmak istiyormuş.

“Ben sadece denizi istiyorum” diyorum.

Sarhoş olmanın avantajı kimsenin sizi kimse ciddiye almamasıdır.

“Huzur veriyor bana diye ekliyorum yakamoz falan”

Başıyla tasdik ediyor.

Ancak ne yakamozlar gördüğümü bilmiyor,ne de her dalgasının bende nasıl son bulduğunu da,tek bir sesi mutlu yapabiliyorken sessizliği bütün dünyamı inleten bir çığlık gibi geliyor. Bundan sonrasında tsunamileri dövse, med cezirleri perişan etse kumsallarımı,ondan yükselen tayfunları unuttursa her şeyi.

Dilekler bazen yalnız o saniyede değerlidir. Veya ancak o mizansende –benimkisi taxi nin arkasında ki koltuktu- anlam kazanır. Ve o bazı dileklerin ömrünü taximetreler belirler ,her birinin başladığı ve bittiği yer vardır,bilemediğiniz sadece kilometrelerin size nasıl yazacığıdır.

4 Nisan 2008 Cuma

Disco Devrimi




Renkler ne derece uyum sağlıyorsa,ve kontrast olanlar tercihinizse,bellidir; siz hayatınızdaki farklılıklardan hoşlanmaktasınızdır, Yengeç burcu iseniz duygusal ,akrep burcuysanız bir acaipsinizdir. Teraziyseniz bu hafta en sevdiğiniz hafta olabilir. Sadece paralı hatları on kere başka bir arkadaşınıza aratırsanız dilekleriniz gerçek olur.

Popüler ve her lirik mantıkla süslenmiş adet bir parçanız olmuşsa,sonuç olarak giyiminize dikkat etmelisinizdir. Markaya para vermeyen ancak dizaynı pahalı olduğu için aldığını söyleyen bir geri beslemeli akla sahipseniz yalnız dilsinizdir,zira sizin gibi insanlarda vardır.

Yeşil,sarı kombinasyonuna kemik rengi pantolon ve üstünde ufak çizgilerle renklendirilen beyazın hakim olduğu ayakkabı olurmu?

Gözlerimin rengi gene kıpkırmızı…

Arkadaşlarınızdan bir şeyler istemek,sizin yerine getiremediğiniz herhangibir eylem için onda çözüm aramak alışageldik diye mi düşünüyorsunuz? Peki ya arkadaşınız bayılmış ve yaklaşık 100+ kg olan bu insanın yerinden kaldırmak zorunda kalacağınız gerçeğiyle birleştirdiğinizde tepkiniz de bu olacak mı?

Eğer “evet” se hemen “dünyanın en güçlü insanı” yazın ve o an gelen 4 haneli numaraya mesaj atın.

Aklımdan türlü düşünceler geçerken saçlarımın doğal kıvırcık ve doğallıkla şirin gözükeceği ihtimali sayesinde kendimi bu düzenleme işinden meşrepçe sıyırmış sayıyorum. Zira karar vermek zor şu akıl halimle…

Şekerli bir şey yemek gelirmi bana, gelirde kendime getirirmi?

Gideceğimiz yerin pahalı oluşu kafa kurcalıyor zira bir anda gidip ,38 derece olması olası nemli bir tatil beldesi disco sunda dansetmek istemiyişim beni aşırı seçici yapmıyor. 20€ bir vodka için pahalı.

Gözlerim eski komünist Rusya bayrakları gibi kırmızı olmayan yerleriyse,iris haricinde sarı.

Seslendiğinizde cvp alamamak beni düşündürüyor.odaya, yan yatağa geri dönüyorum,ucuz luk olması için brbr tuttuğumuz odamın garantili arkadaşımın sızmış olması göze hoş gözükmüyor. Giyinmemiş,dağınık,horlak ve de bütn bunların toplamı hazır diil

Yeşil+sarı+beyaz = fevkalade! Yaşasın Jüri

Birkaç denemeden sonra vazgeçip servise biniyorum.

Bu serüven hiç bitmesin ve her gün cumartesi olsun.

Eğer birisini aldatmaya hazırlansaydım sabahlar olmasında kabul edilebilir bir slogan olabilirdi. Fakat bu dileğim uygun koşullar sağlandıgında bile kabul görmedi.

Servisimizde 3 rus,bir alman ve bir de Ukraynalı var. Ukraynalı kızın ilk once bacak olarak dogması çok olası. Evriminin devamı şaşırtıcı bir şekilde güzel bir kıza dönmüş. Topuklu giydiğinde benden uzun,ve 1.84 paritesini geçmesini bacak boyunun benden bir hayli uzun olmasıyla karşılaştırınca çok önemli bulmuyorum. Tek ilgimi çeken koyu teni ki bir tatilde ona has bir “+” diil bu.

“White party” …Şehrin bütün doğu asıllı delikanlılarının yerlileriyle birlikte ilgi gösterdiği bir parti.

Yerlileri onlara göre daha az atik. Aslında biraz vahşilik bekliyorsunuz bu yerlilerden,biraz daha canlı olmalarını.Ancak belli olan şu ki onlar bu et pazarlarını fazlasıyla görmüşler fakat gene de ithal olmaları onları fazlasıyla ilgilerini çekiyor.

Bütün bunlar ışıklar,motosikletle içeri alınan Dj ve yatakçıları,çığırtkanlar,korumalar dansçı beyaz iç çamaşırlı kızlar,dansçı etekli uzun topuklu çizmeleriyle dansçı hatunlar ve kaslı erkekler… Hepsi bir huduni şapkasından çikmış kadar büyülü ve eğlenceli. UFO lara, tanrı ya,buda ya,reenkarnasyona veya Karma ya inanmıyor olabilirsiniz,ancak bu hayat gözleriniz önündedir. Koklayabilir dokunabilir ve zevk alabilirsiniz.

İlk ikisinden sonra zevk almamak yoktur. Dinsel öğretiler,kendine güvensizlik veya seçmeme gibi erdemler dışarıya vurmamanızı sağlar. Bass lar laser gösterileri,yarı çıplak vücudlar.

Disco devrimi ellerinizin altındadır.

Hemen yanınızda ciklet bir adam kafasını sağa sola sallamakta biraz ötenizdeki çenesini kitlemiş,başını yukarı kaldırmış ve anlamsızca bakmaktadır. Kadınlar kendilerinden geçmiş gibi dansederler.

Discovery channel daki su kenarına gelen otoburların sonudur bu.

Vahşiler avlanmak için hep oradadırlar.

Zenci dansçılar ayrı bir harika

Arka masadan ani bir ittirme geliyor dansederken arkadan türk olmadığı belli bir kız dahil oluyor ancak birkaç dakika sonra masasındaki erkekler de katılıyor bize. Sonra onlar oluyorlar ben münferit bir şekilde dansıma devam ediyorum, lakin adamlar masamıza daldılar.

Arbedeler tartışmaya dönüşüyor. Tartışma yumruklaşmaya; bizi getiren animatörler ordaki herkesi tanıyorlar fakat unuttukları bir şey var. Arkamızdaki masa çok zengin “chivas regal,absolute şişesi” açılmış ve bitirilmiş. Hale hazırda bir tane tequila şişesi sallanıyor.

Tanıdıklar ve iyi müşteri karşılaşmasında beraberlik var. Öpüşülüyor barışılıyor.

Herkesle tanışmak,eğlenmek,sıcak ve doğal bir yorgunluk habercisi gibi. Göz bebeklerimin küçülmesi bu hissin verdiği elemden alı koyuyor. Modası geçmiş bir yöntem ama apache stili olmasının yanında başka bir kötülüğü yok.

Av partisinin sonlarına doğru hakkımda mümkün oldugunca argo yorumlar yapan ve yabancı olmayan bir ses duyuyorum. Oda arkadaşım gelmiş. Açıklamaların gırla gittiği bir beş dakika da mümkün oldugunca bağırıyorum etrafımızdaki ses duvarını hırpalamak için. Tokalaşmanın verdiği hazla dansa devam.

Göz bebeğim iğne deliği misali.

Animatörün çirkin olduğunu düşünsemde otelde gördüğüm en güzel kızla çıkması şaşırtıyor beni. Şaşırmamış gibi görünmek benim doğal halim. Devam ediyoruz.

Gözler bir şekilde diğerleriyle keşişsede aslında ortamda halen aynı duygu hakim “sarhoş sexüalite” . İstisnanın her kaide den türlü türlü kaçtığını düşünürsek diğerleri için tellal lık yapamayacağım gerçeği var.

“Put your hands up in the air”

Bu kadar insana bunun anlamını sormayın sakın. İsa nın bir çoban mı yoksa marangoz mu olduğun dan emin dilim.

Ne bir şekil nede güdücek kadar bilinçliyim....

Herkes in elleri havada. Gece başı bir ilah yaratıyor bu disco devrimi. Ve an başı beynimde onlarcası ölüyor hücrelermin.

Göz bebeğim eskisi gibi değil artık ve lavaboya gitmeliyim.

Safarimin sonundaki tuvalet te gay action. Payıma düşeni kabul edebilirim. Ancak her kabul bir “katılım” anlamına gelirmi? Yanıtım olumlu diil.

Hep böylesine bir güruhun aklımdaki ulus modeline örnek olup olamayacağını tartmaya çalışıyordum.

Ne derece çalışırsam çalışıyım veya ne derece bir parçası olmak için elimden geleni harcamakla yetiniyim,kayba değer en güzel ve en karlı araçtır insan bu fikir var aklımda. Servisle dönerken veya tuvaletten masamıza izmir adımıyla yürürken de...

Gözlerim de farklılıklar yaratan bu sessiz topluluk hayranlık uyandırıyor bende.

En sevdiğim yanları bu: Sonsuz bir dejanarasyon.

Bu finansal bir döngü ve ekolojik bir felaket.

Her zaman gözlerimin bu hali daha eglenceli…

Daha da allaştıklarında düşündüklerinden belli.